Yaşadığının farkında olmak için iyi bak - BirGün Köşeyazıları
Pop Art posters for Best Picture Oscar nominees » Lost At E Minor: For creative people

thecatdogblog:

Tiger Day Dreams by Hysazu on Flickr.

-you are gorgeous, but could be mean anyway

-hell yeahhh! keep in mind.

thecatdogblog:

Leopard by derene

- you are beautiful

-so you are

hell right! just stay still…

Self-love is the foundation of our loving practice. Without it our efforts to love fail. Giving ourselves love we provide our inner being with the opportunity to have the unconditional love we may have always longed to receive from someone else. We can give ourselves the unconditional love that is the grounding for sustained acceptance and affirmation. When we give this precious gift to ourselves, we are able to reach out to others from a place of fulfillment and not from a place of lack.
bell hooks (via mindovermatterzine)

benimsin demiştim ben de senin

benim renkli rüyalar otelim sensin

bir bilsem

sevdiğini dünyaya duyuramamak tıkanıklık değil özgürlük desem.

ve burda aşkımı itiraf etsem, ne kadar inandırıcı olabilirim bilmem.

herşeyden  çok istediğim şu anda yanında uzanmak, sana dokunmak.

belki bunu bir kez daha yapabilirim belki bir kaç kez daha.. bir süre daha bu düşümü yaşayabilirim.. gün gelecek buna artık hakkım olmadığını bileceğim sen bana her zamanki uzaklıkta ama bir daha dokunamayacağım noktada olduğunda..

bunu hep isteyeceğim. gene kimseler bilmeyecek ve benim için hiç bir şey değişmeyecek.

o zaman bunu tekrar düşüneceğim. keşke ne düşüneceğimi biraz olsun bilebilsem..

özgürlük mü gerçekten yok demek herkese, koruma altına almak aşkı?

tek bildiğim senden vazgeçmeyeceğim ve sen de bunu bilmeyeceksin.

ilişki

kiminle, ne zaman, hangi medyatik, stratejik, jeopolitik ortamlarda yaşıyorsanız ilişkinizi, o kadar değişkeni olan bir bilmece.

ne yazık ki artık kaçınılmaz bir labirentte yaşıyoruz ilişkilerimizi. hayat bizi içten dışa doğru savuruyor, özeli yakında değil, bize en uzak noktada arıyoruz.

uzakta ama son derece de yakın temasta takip ediyoruz dedektif gibi, mercek altında.

facebookta bulmasanız, başka bir mecrada karşınıza çıkıyor kafalarda uçuşan düşünce bulutları, duygu sarmalları, sözlükler, tumblr sayfaları, bir dur durak yok. hiç bir şeyden emin olamıyorsunuz. ne istiyor, ne bekliyor? sen misin bahsedilen, bilmediğin başka ortaya karışık, işler güçler de mi var?

sana söylediği mi gerçek?  blog sayfasına yazdığı, sosyal platformlarda paylaştıkları mı ya da? paylaştıklarından hangisi sana? sen misin mevzu bahis, eski bir sevgili mi, bunu geçtik, yakın hatta, siper altında bilmediğin yeni biri mi var?

sana dokunduğunda hissettiklerin gerçek mi bu durumda? ne kadarı en azından, bilmek istiyorsun, içine girdikçe, kafan arapsaçına dönüyor. gece sarmaş dolaş uyurken arada uyanıp yüzündeki her noktaya öpücük konduran bir başkası mı yoksa? ya da başkasını mı hayal ediyor yanında?

ağzına sıçtı bütün bu paylaşım zımbırtıları ilişkilerin. paranoyak olduk sonunda.

kardeşim, bilmek istiyorum artık. ya he de, ya çek git. bu nedir, nasıl işkencedir ya?

en kötüsü sen de bu oyuna girmiş bulunuyorsun farkında olmadan, paylaştığın şeyler kime ait, kimin nesi, ne düşünüp yazmışsın, dönüp baktığında sen de aynı çelişkiye düşüyorsun, anlayamıyorsun.

zamirleri belirsiz, ucu açık cümlelerle yoktan hayatlar inşa ediyoruz kendimize. bilmiyoruz ne boka sarıldığımızı ama.

yaz kızım, ben ali’yi sevdim ama o beni siklemiyor diye.

yaz evladım, ben hala ayşe’ye vurgunum ama anamı belledi, siktir edip gitti beni, ama hala aklımda o var diye.

herkes bilsin kardeşim. yeter be!

mola almak

kar yağışı ve soğuk nedeniyle istemsiz bir şekilde girmiş bulunduğum alkol ve sigara orucumu bir şişe şarap ve bir paket sigara ile bozdum bu akşam. 

mutlu muyum? sanmıyorum, haya kırıklığı oldu biraz açıkçası ve anladım ki ara vermek, mola almak bana göre değil. sevdiğin şeyden ne olursa olsun vazgeçmeyeceksin, ihmal etmeyeceksin.

eski sevgiliye geri dönmek gibi biraz, çok istiyorsun, özlüyorsun, çok hevesleniyorsun, dört gözle bekliyorsun ama o eski tadı, heyecanı bulamıyorsun. yavan geliyor işte.

uzak kalmışsın, yokluğuna alışmışsın ve ne kadar istiyor olsan da hala, sevdiğin şeyden vazgeçebildiğini farketmek hiç hoş değil.

na zdorovie my darling

to hell with you, my fine fool death

ı will not go meekly, like an obedient child…

Or a quivering bride. no.

he’ll have to mount me like an intractable whore…

and drag me, kicking and screaming…

the miserable son of a bitch!

music from another room

danny kowalski on what’s love is like:

you know when you are listening to music playing from another room? and you are singing along because it’s a tune that you really love? and when a door closes or a train passes so you don’t hear the music anymore but you sing along anyway…then,   no matter how much time passes, when you hear the music again, you’re still in exact time with it. that’s what it’s like.


la double vie de veronique


photojojo:

Using lengthly exposures in his latest series, Bill Wadman explores the magic of motion with flowing bodies and wisps of color. To see the whole series, check out the link below. 

Long Exposure Photos Explore the Beauty of Dancers in Motion

via 123 Inspiration